Türk erkeği ve Rus kadını arasındaki ilişki
Cinselliği tam anlamıyla yaşayamayan, birebir insan ilişkilerinde başarısız klasik Türk erkeği Rus kadınıyla Sovyetler’in dağıtılmasının ardından dış ülkelere ve özellikle il olarak Karadeniz civarına yaşanan göçle tanıdı. Haberlerde Rus kadınlarıyla birlikte olmak isteyen Türk erkeklerden dolayı Türk kadınları ve birçok Karadenizli aile arasında sorunlar yaşandı. Senelerin ilerlemesi ve Rusya’nın ekonomik olarak belini biraz doğrultmasıyla Akdeniz civarına ilk Rus turistlerini almasıyla Türk erkekleri Rus kadınlarıyla ikinci olarak burada tanıştı. Bunun ardından Türk firmalarının Rusya’da yatırım yapması ve (başta erkekler olmak üzere) birçok Türk çalışanın Rusya’ya gitmesi Rus kadınların Türk erkekleriyle yakınlaşması için üçüncü maddi temeli hazırladı.
Türk erkeğinin genel olarak kadınlara ve spesifik olarak Rus kadınlara yaklaşımında kadının erkeğin gözünde saf bir cinsel obje olarak görülmesi dikkati çekiyor. Bunun yanında Türk kadınının dini dogmalarla bastırılması ve birtakım dini senaryolarla kadın cinselliğinin baskı altına alınması sonucu Türk erkeği cinselliği istediği gibi yaşamak konusunda birçok sıkıntıyla karşılaşıyor.
Öbür taraftan yeni Rusya’da kadınların kendi vücutlarını ağırlıklı biçimde çıkar amaçlı olarak cinsel obje halinde sergilemeleri ve bunun yanında Sovyet zamanından farklı olarak göreceli bir cinsel “özgürlüğün” sersemliği içinde Türk erkeklerinin tam da “aradığı” kadın tipi “kriterlerini” tamamlıyor. Rus kadınlarının güney iklimi insanlarından farklı olan görünümü, cinsellik konusundaki açıklıkları ve özgürlükleriyle birleşince, Türk erkekleri için Rus kadınları çok çekici bir konum alıyor.
Rus kadınlarının gözündeyse Türk erkeklerinin fiziksel görünümünün çekiciliği dışında asıl olarak aile bağının kuvvetli oluşu Rus kadını için önemli bir kriter. Yaşam şartlarının eziciliği altında Rus erkeklerinin eşlerini başka bir kadınla aldatması veya kendilerini alkole vermesi Rus kadınların çalışma ve ev içi yaşamdaki tüm yükün kadın üzerine binmesine neden oluyor. Kadınların gözünde Türk erkekleri gerek içki konusunda, gerekse de aile bağları konusunda Rus erkekler yanında daha iyi bir alternatif olarak beliriyorlar.
Türk erkeğinin gözünde güzel bir kadına “sahip olmak” her ne kadar bir prestij anlamına geliyorsa, bu durum Rus kadını için de geçerli. Birden çok erkekle birlikte olmak yeni Rus kadınları için de bir prestij anlamına geliyor. Gazete, dergi ve internet ilanları üzerinden Rus kadınları başka erkeklerle buluşuyor, iş, tatil ve diğer kamusal mekanlarda başka erkeklerle tanışıp eşlerini aldatıyorlar. Dolayısıyla her iki taraf açısından da eşleri aldatma sorunu söz konusu. Türk erkekleri ve Rus kadınları birçok açıdan kendi tarihsel, kültürel, sosyal ve ekonomik arka plandan dolayı birbirlerini çekici buluyorlar, ancak bu olgunun ardında din ve ekonomi gibi başka dinamikler belirleyici iki etmen.
Sonuç
Türk aile ve insan ilişkilerini anlamak, Sovyet sosyalizmi sonrası halkın sefil durumunu açıklamak ve her iki toplum arasında oluşan yeni sosyal ilişki zincirini kavrayabilmek için bu yazıda Türk erkeği ve Rus kadını üzerinde durdum. Sovyetler’in yıkılmasının ardından tek kutuplu bir dünyaya sürüklenen insanlık gündelik yaşamda sadece makro değil, aynı zamanda mikro sorunlara da gömülmüş durumda. Sovyetler’in dağılmasının ardından Rusya’da yaşanan ekonomik kriz insan ilişkilerinde en iyi kadınlar bağlamında günlük yaşamda gözlemlenirken, dinin ve İslam kültürünün işlevini kaybetmesi ve insan ihtiyaçlarıyla çelişmesinin en güncel örneği Türk erkeğinin Rus kadınlara olan eğiliminde aranabilir.
Kapitalizm kıskacında paraya bağımlı hale getirilen insanı çözümlemenin iyi yollarından birisi genel ekonomik arka plan ile gündelik insani ilişkiler arasındaki bağlantıya ışık tutmaktan geçiyor. Bu yazıda Sovyetler Birliği sonrası halkın ve asıl olarak kadınların içine düştüğü acı durumu ve bununla birlikte Türk toplumunun içinde bulunduğu sosyal ilişki krizini birlikte açıklamaya çalıştım. Her iki sorun da güncel olmakla birlikte bu sorunların aşılması, toplumsal çelişkilerin üzerine gidilmesi ve onların eleştirilmesiyle mümkün. Bu yazıda insan doğasıyla çelişen iki etmeni göstermeye çalıştım: Din ve kapitalist ekonomi.

YORUMA ACIK BIR YAZIDIR.HERKEZ ISTEDIGI GIBI YORUM YAPABILIR SAYGILARLA